“KOBİ’lerin iş hacminin artmasına destek olduk”

“Ödeal Cepte POS” uygulaması, akıllı telefonları birer POS cihazına çeviriyor ve bu sayede özellikle küçük işletmelerin işlerini büyütmesinde önemli bir fayda sağlıyor. Akıllı telefon üzerinden ödeme alabilme imkânı sunan bu uygulamada, bilgisayar ya da farklı bir cihaza ihtiyaç duymadan tüm fonksiyonlar kullanılabiliyor.

Abone ol
Abone ol

Röportaj: Edip Ozan Üçok

Yerli bir finans teknolojisi girişimi olan ve 2014’te kurulan Ödeal, mobil uygulama üzerinden ödeme yapabilme imkânı sunuyor. Şirket, Türkiye’yi öncelikle ‘Cepte POS’, sonra “Yazarkasa POS” uygulamalarıyla tanıştırdı. Yılın 3. çeyrek sonuçlarına göre, 81 ilde 64’ten fazla sektörde hizmet vererek, 35 bini aşkın işyerine ulaşma başarısı gösterdi. Faaliyetleriyle, ülkemizin finansal erişim oranının artmasına destek de sunan firma, 5 yıllık süre boyunca sürdürülebilir büyümesini devam ettirerek, alanının lideri haline geldi. Ödeal Kurucu Ortağı Fevzi Güngör ile işbirliklerini ve ekonomiye yaptıkları katkıyı da konuştuk...

Start-up olma sürecinizi anlatır mısınız? Hangi boşluğu görmüştünüz? 2014’te şirketinizi kurana, yatırım alana kadar ne gibi zorluklarla karşılaştınız?

Öncelikle, Fevzi Göngör olarak, çeyrek asra yaklaşan iş yaşamım boyunca girişimcilik dışında profesyonel bir işimin olmadığını vurgulamam, süreci anlatmam açısından faydalı olacak. Bu süreçte bir dönem kurduğum, içinde yer aldığım ancak bugün hayatımda olmayan tüm işlerin, projelerin bana kattığı deneyim paha biçilmezdir. Başarılarımdan olduğu kadar başarısızlıklarımdan da elde ettiğim iş tecrübeleri, her şeyden önce, iş hayatımda ne yapmak istediğimi ve istemediğimi net olarak ortaya çıkarmama büyük katkı sundu. Ödeal’ı bu netleşme sayesinde kurabildiğimi bile söyleyebilirim.

İş hayatına ilk olarak Kapalıçarşı’da çıraklık yaparak başladım. Kapalıçarşı esnafından edindiğim deneyimlerle insandan ve hayattan kopmadan, yaşamı kolaylaştıran projelere ilgi duymaya başladım. Küçük esnaf ve bireysel hizmet veren kişilerin anında tahsilat yapmalarını sağlama şeklinde de tanımlanabilecek Ödeal’ı kurma fikrim aslında o zamanlara dayanır.

Açıkçası, Ödeal olarak daha en baştan alışveriş ekosistemini iyi okuduğumuzu düşünüyorum. Banka, yazarkasa, POS konularında esnafın bu kadar karışık denklemleri, hem de yüksek maliyetlerle yönetebilmesinin çok zor olduğunu gözlemlemiştik. Bu işletmeler adına yönetimdekilerle pazarlık edebilecek ve ayrıca sürdürülebilir büyümelerini devam ettirecek oyunculara gereksinimi hissettik. Ayrıca, aylık kotalar, sabit maliyetler ve bürokrasi nedeniyle POS yatırımı yapamayan KOBİ’lere, küçük işletmelere ve bireysel girişimcilere bir alternatif sunulduğunda biraz nefes alacakları ortadaydı. Elbette ülkemizin geniş bir kesiminin bankacılık sistemiyle tanışmasına katkı sunmak, işin farklı bir boyutu… O dönemde ödeme sistemlerindeki en hayati ihtiyaç, POS maliyetlerini ortadan kaldıracak ve devlet tarafından da kabul edilebilecek bir ödeme sistemiydi ve biz de, Square, iZettle gibi dünyadaki başarılı örnekleri de inceleyip araştırdıktan sonra, bu ihtiyaca çözüm bularak sektöre adım attık.

Bugüne kadarki deneyimlerimden startupların, bağımsız girişimcilerin yaşadığı en büyük zorluğun kaynak bulmak olduğunu söyleyebilirim. Bu yatırımcı bulmaktan çalışan bulmaya kadar geçerli olan bir zorluk. Elbette biz de belirli ölçülerde yaşadık bu zorluğu ama uzun sürmedi, hızlı bir şekilde çözdük çünkü önemli bir ihtiyacı karşılamak üzere yola çıkmıştık.

İş modelinizi anlatır mısınız? Ödeal’ı işletmeler nasıl kullanabiliyor? Üye işyerleriniz kimlerden oluşuyor?

İş modelimizin ruhu; banka, yazarkasa, POS konularında küçük işletmelerin, esnafın karışık denklemleri yönetebilmesine destek olmak, işletmeler adına yönetimdekilerle pazarlık etmek ve sürdürülebilir büyümelerini devam ettirmeye katkı sunmak üzerine yükseliyor. Ayrıca, borç, faiz, kart aidatları, güvenlik ve çeşitli diğer sebepler nedeniyle 25 milyondan fazla kişinin-işletmenin bankalarla iş yapmadığı biliniyor. Bizim iş modelimiz bu eksiğe de ciddi bir katkı sundu.

Ödeal olarak, 2014 yılı Eylül ayında Cepte POS hizmeti ile faaliyetimizi başladık. Ülkemizi POS gerektirmeyen, cep telefonlarını POS haline getiren teknolojiyi tanıştırdık. İlk iş modelimiz “Ödeal Cepte POS” uygulamasıydı başka bir ifadeyle. Aylık kotalar, sabit maliyetler ve bürokrasi nedeniyle POS yatırımı yapamayan KOBİ’ler, küçük işletmeler ve bireysel girişimciler biraz nefes aldı; onlara can suyu olduk. Ayrıca bir çok küçük işletme bankacılık sistemine dahil oldu, sistemle tanıştı. İşlemelerin kullanımına gelince: Ödeal Cepte POS modelimizde sabit ücret, minimum ciro şartı, verimsizlik ücreti bulunmuyor. Yani uygulamamız tamamen ücretsiz. Sadece yapılan işlem başına önceden belirlenmiş bir komisyon ödeniyor. Ek olarak, anlaşmalı banklarına, kredi kartlarına izin verilen sektörlerde 12 taksit imkanı bulunuyor. Buna ilk fazımızda diyebiliriz. Bu alanda 2019 üçüncü çeyrek itibarıyla, 81 ilde 64’ten fazla sektörde hizmet vererek, 35 bin üye işyerini aştık.

Zaman içinde gelen talepler doğrultusunda, 2017 yılında “Ödeal POS” adını verdiğimiz, Türkiye’nin masaüstü yazar kasalara bağlanma özelliğine sahip ilk ve tek POS cihazını çıkardık. Bu ikinci iş modelimiz ya da fazımızdır. Aslında biz Türkiye’de alanında ilklerin firması olduk. Çünkü “Ödeal POS” ile yine ödeme sistemlerine yeni bir bakış getirdik, ayrıca pazardaki faaliyet alanımızı genişlettik. Ödeal POS, anlaşmalı bankalar için tek POS üzerinden taksit imkanına ek olarak, tüm bankalar için aynı komisyon oranı gibi farklı avantajlar sunuyor. İşyerlerinin bankalarla tek tek görüşüp her bankadan POS cihazı almalarına gerek kalmıyor. Üstelik yaptıkları tüm tahsilatlar istedikleri tek bir banka hesabında toplanıyor ve 2018’de üçüncü faza geçerek, “Ödeal Yazarkasa POS” ürününü piyasaya sürdük. Profilo Ödeme Sistemleri ile devam eden stratejik ortalık dahilinde, S900 model Yeni Nesil Yazar Kasa POS cihazı içerisine Ödeal avantajları eklenerek, yazarkasa ile mobil olarak tahsilat yapmak isteyen işletmelerin ihtiyaçlarını çözdük.

Toplam üye işyeri sayımızın yüzde 74’ünü bireysel girişimciler ve şahıs şirketleri, geri kalan yüzde 26’lık kısmını ise limitet şirketler ve kooperatiflerle, dernekler oluşturuyor.

"Üye işyeri sayımız 35 bini aştı"

KOBİ’leri özellikle küçük enafı ‘Cepte POS’, sonra “Yazarkasa POS” uygulamalarıyla tanıştırdınız. Onlara ne gibi avantajlar sunuyorsunuz? Gelen tepkiler nasıl?

Kısa sayılabilecek bir sürede üye iş yeri sayımızda 35 bin işyerini aştık. Bu somut durum bize ilginin ne kadar olumlu olduğunu gösteriyor. Onlara sunduğumuz en büyük avantaj, olası en uygun maliyetle bankacılık sistemine ulaşmalarını sağlamak ve doğal olarak iş hacimlerinin artmasına ciddi destek sunmaktır.  Örneğin, Ödeal Cepte POS modelimizde, uygulamamız tamamen ücretsiz. Ayrıca, sabit ücret, minimum ciro şartı, verimsizlik ücreti vs. gibi ek maliyetler bulunmuyor. Sadece yapılan işlem başına önceden belirlenmiş bir komisyon ödeniyor. Ek olarak, anlaşmalı banklarına, kredi kartlarına izin verilen sektörlerde 12 taksit imkanı bulunuyor.

Ödeal POS’ta ise, anlaşmalı bankalar için tek POS üzerinden taksit imkanına ek olarak, tüm bankalar için aynı komisyon oranı gibi farklı avantajlar sunuyor. İşyerlerinin bankalarla tek tek görüşüp her bankadan POS cihazı almalarına gerek kalmıyor. Üstelik yaptıkları tüm tahsilatlar istedikleri tek bir banka hesabında toplanıyor.

2018 ve 2019’da sistemdeki günlük işlem adediniz hakkında bilgi verir misiniz?

Ödeal olarak, bu yılın üçüncü çeyrek sonuçları bazlı, geçen yılın aynı dönemine göre üye işyeri sayımızı yüzde 20; işlem adedimizi yüzde 186 ve işlem hacmimizi yüzde 125 artırdık. Başka bir ifadeyle,  5 yılda, bir “start-up”tan, alanının lideri bir firma haline gelmekten haklı bir gurur duyuyoruz.

Mobil tahsilat uygulamaları hakkında hala büyük bir potansiyel görüyor musunuz?

Kesinlikle görüyoruz. Henüz ulaştığımız KOBİ, küçük işletme sayısı 35 bin-40 bin arası. Bu alanda potansiyel yüksek…

"Halkbank ile yapılan anlaşma Türkiye'de bir ilk"

Halkbank ile yaptığınız işbirliğinden bahseder misiniz? Yakında açıklayacağınız başka işbirlikleri de olacak mı?

Bu soru için özellikle teşekkür ediyorum. Evet bu sene Halkbank şubelerinde, Ödeal sözleşmesiyle birlikte yazarkasa satmaya başladık. Başka bir ifadeyle, Halkbank’la, Halkbank kanalında, Halkbank referanslarıyla ve Ödeal sözleşmesiyle birlikte yazarkasa satma anlaşması imzaladık. Bu gelişmenin sektörümüz açısından en önemli boyutlarından birisi, “Türkiye’de, BDDK’dan lisanslı şirketler birbirleriyle iş ortağı olarak çalışacak mı?” sorusunu yanıtlamasıdır. Bir ödeme kuruluşu olarak, bir bankayla proje yapma, ürün tedarik edebilme noktasına gelerek, ortadan kaldırdık bu soruyu. Bu Türkiye’de bir ilk, inşallah çoğalır. Başka bir ifadeyle, artık temel hedefimiz büyük iş ortaklıkları ve büyük projeler. Ama elbette KOBİ’lere can suyu olma vasfımızı ve bu alandaki sürdürülebilir büyümemizi de devam ettireceğiz.

Ödeal’ın Türkiye ekonomisine sunduğu katkılar nelerdir?

Makro açıdan en büyük katkımız, ülke ekonomimizin en önemli dinamiği olan KOBİ ve küçük işletmelerin banka sistemiyle tanışmalarına sunduğumuz katkıdır ve elbette onların iş hacminin artışına destek olmak, Türk ekonomisinin canlanmasına katkı sunmaktır aynı zamanda.

Genç girişimcilere start-up kurmak isteyenlere tavsiyeleriniz nelerdir?

Çeyrek asırlık iş hayatımda öğrendiğim en önemli şey, yaşamın akışında, işinizi yaparken başarı ve başarısızlıkların iç içe yürüdükleridir. İşin püf noktası, başarısız deneyimlerin iyi okunmasıdır. Kendine, işine, projesine objektif bakabilirse insan, geleceğe ilişkin önemli kazanımlar elde ediyor. Ayrıca, girişimin doğasında inovasyon, daha önce yapılmamış olanı yapmak ve risk almak yer alıyor. Ancak fikrinize güveniniz tamsa, vizyonunuzu anlayıp sizin kadar heyecanlanacak ve yaptığınız işe inanacak doğru insanlarla eninde sonunda yolunuz kesişiyor. Bugüne kadarki deneyimlerimden startupların, bağımsız girişimcilerin yaşadığı en büyük zorluğun kaynak bulmak olduğunu söyleyebilirim. Bunu unutmamak işe yarayacaktır. Bu yatırımcı bulmaktan çalışan bulmaya kadar geçerli olan bir zorluk. Ayrıca, bazı regülatif kurallar da, elbette faydaları tartışılmaz ama sıkıntı yaratabiliyor startuplar için. Bu da başka bir gerçek ama bu gerçeğe de objektif bakmayı öneriyorum. Faydalarını düşünerek yaklaşmak daha verimli olacaktır.

Önerebileceğim bir başka şey ise, girişimciliği sadece geçinmek için değil keyif alınan bir oyun gibi düşünülmesidir. Oyunlarda kazanılan puan ne kadar anlamsız, başarı hissi ne kadar etkin ise girişimcilikte de aynen öyle. Ben ulaştığım yerden çok, işin yaşam sürecindeki yolculuğunun nasıl geçtiği, bana neler kattığı ile ilgileniyorum. İçinde yer aldığım ve bugün artık hayatımda yer almayan yaptığım tüm işlerin tecrübesinin beni bugün bulunduğum noktaya ulaştırdığını düşünüyorum.

Yorumlar