Piyasalar neyi fiyatlıyor?

Son altı ayda yatırımcıların fonlara ilgisi artmaya başladı. Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) tarafından yayınlanan Ağustos 2019 verilerine göre yatırım fonlarına yönelim yükseliyor. Geride kalan altı ayda katılımcı sayısı 45 bin 659 artarken portföy değeri 15 milyar TL yükseldi.

Abone ol
Abone ol

Milliyet yazarı Zeynep Aktaş’ın yazısında şu tespitlerde bulundu:

Yatırım fonlarına ilgi istenilen düzeyde olmasa da artış eğiliminde. Merkezi Kayıt Kuruluşunun (MKK) verilerine göre; son altı ay içerisinde 2 milyon 907 bin olan katılımcı sayısı 2 milyon 953 bin seviyesine yükselirken portföy değeri 74.3 milyar TL seviyesinden 90 milyar TL seviyesine çıktı. Faizlerin düşüş eğilimine girmesi, küresel bazda artan risk algısı önümüzdeki dönemde fonlara ilgiyi daha da yükseltebilir. Mevcut durumda yatırım fonlarıyla ilgilenen kesimin ağırlıklı olarak yerliler olduğunu görüyoruz. 90 milyar TL tutarındaki portföy değerine sahip olanlardan 2,9 milyon kişisi yerli iken yabancılar sadece 18.9 bin kişi ile sınırlı.

Paranın yüzde 4’ü fonlarda
2017 verileriyle Amerika’da hane halkı finansal varlıklarının yüzde 35’ini hisse senedinde, yüzde 32’si emeklilik fonunda ve yüzde 11’i yatırım fonunda olmak üzere toplamda birikimlerinin yüzde 78’ini sermaye piyasası araçlarında değerlendirildiği gözlenmekte.
Kore’de de hisse senedinin oranı yüzde 16, emeklilik fonlarının oranı yüzde 25, yatırım fonlarının oranı yüzde 3 olmak üzere toplamda yüzde 44’ü buluyor. Aynı şekilde Brezilya’da da toplam varlıkların yüzde 47’si sermaye piyasalarında değerlendiriliyor.

Türkiye’de ise hisse senedinin payı yüzde 2, emeklilik fonu payı yüzde 7, yatırım fonu yüzde 4 olmak üzere toplam hane halkı finansal varlıklarının sadece yüzde 13’ü sermaye piyasası araçlarında değerlendiriliyor. Bu tablo Türkiye’de sermaye piyasalarının içerisinde bulunduğu durumu gösteriyor. Finansal varlıkların sadece yüzde 4’ünün yatırım fonlarında olduğu bir ortamda fon piyasasının gelişiminden bahsetmek elbette mümkün değil. Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği (TSPB) Başkanı Alp Keler, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede Türkiye’de sermaye piyasalarının kurumsal yatırımcılar tarafından geliştirilebileceğini ifade ederken bireyselde daha ziyade yatırım ve emeklilik fonlarına yönelimin olmasının daha önemli olduğuna vurgu yapıyor.

Piyasalar neyi fiyatlıyor?
Oldukça gerilimli bir havada haftaya başlayan piyasalar sakinleşti. ABD-Çin ticaret savaşındaki gelişmeler, Arjantin sermaye kontrolleri ve bir de üzerine anlaşmasız Brexit riski eklenince gerilim de arttı. Bütün bunlar olurken sonrasında yaşananlarvtoparlanmayı beraberinde getirdi. İtalya’da hükümetin kurulması, Hong Kong’da suçluların iade yasasının geri çekilmesi, anlaşmasız Brexit ihtimalinin önlenmesi, ABD-Çin ticaret görüşmelerinin yeniden başlayacak olması piyasalarda alımlara yol açtı. Veri odaklı seyirde hareket devam ediyor. Yurtiçinde de önemli veriler açıklandı. Hafta başında açıklanan büyüme verilerine göre; ikinci çeyrekte ekonomi beklenenden az daralırken ağustos ayı enflasyonu da benzer şekilde beklentilerin gerisinde kaldı. Yurtiçinde ikinci çeyrek daralması yüzde 1,5 ile 2 olan beklentilerin altında kalırken, enflasyon da yüzde 15,01 ile yine beklentilerin üzerinde düşüş kaydetti. Yıllık enflasyon ağustos ayında son 15 ayın en düşüğüne geldi ve önümüzdeki aylarda da baz etkisiyle düşmeye devam edebilecek. Bu da TL varlıkların diğer gelişmekte olan varlıklarına göre pozitif yönde ayrışmasına neden oluyor.

12 Eylül Perşembe günü iki önemli toplantı yapılacak. Biri yurt içerisinde biri ise yurtdışında gerçekleşecek. TCMB ve ECB’nin faiz kararı var. TCMB temmuzdaki para politikası toplantısında, politika faizini 425 baz puan indirerek yüzde 19,75’e düşürdü. Böylece 2015 Şubat ayından bu yana ilk kez politika faizinde bir indirime gidilmiş oldu. Bunda orta vadeli enflasyon beklentilerindeki gerilemeler etkili oldu. Enflasyondaki gerileme sürüyor. Piyasalar, gerçekleşecek eylül toplantısında 250-300 baz puan indirim beklentisinde bulunuyor. Öte yandan Avrupa Merkez Bankası (ECB), son toplantısında ekonomik büyüme üzerindeki aşağı yönlü risklere ve gerileme eğiliminde olan enflasyon beklentilerine dikkat çekmişti. ECB’nin eylül toplantısında mevduat faiz indirimine gitmesi ve varlık alım programına tekrar başlaması bekleniyor.

Dolar kısa vadede nasıl bir seyir izleyecek?

TCMB verilerine göre, 29 Ağustos ile biten haftada yurtiçi yerleşiklerin döviz tevdiat hesapları (DTH) 189 milyar dolar ile artış gösterdi. 23 Ağustos’ta ise 188,9 milyar dolar seviyesindeydi. DTH’nin dağılımı daha yakından gözlendiğinde 117 milyar dolar tutarındaki hesabın gerçek kişilerde; 72 milyar doların ise tüzel kişilerde olduğu görülüyor.

Hâlihazırda dövize yönelimde bir azalma yok. Dolar kurunun oynak seyrinin sürmesi bu yönelimin kırılamamasındaki en büyük neden. Dolar/TL kuru 2018 Ağustos’unda test ettiği 7,23 seviyesinden bu yana 13 ay geçti. Eylül 2018’de 150 milyar dolar olan yurtiçi yerleşiklerin döviz pozisyonu şimdilerde 189 milyar dolar. Trend olarak yerlilerin dövize olan ilgisi sürmekle birlikte doların düşüşe geçtiği zaman dilimlerinde satışa yöneldiği de gözlenmekte. Yani beklentinin kırıldığı aralıklarda yerlilerin satış yapmaktan kaçınmıyor.

Yorumlar