Sağlık turizmi merkezleri neden pazarlamaya bütçe ayırmalı?

Sağlık Turizmi acenteleri ve bu alanda faaliyet gösteren sağlık kuruluşlarının pazarlama bütçesi karmaşasında son durum nedir? Sağlık Turizmi için neden özel bir bütçe ayrılmalıdır? Bu bütçe ne kadar olmalıdır?

Abone ol
Abone ol

İletişim Tasarımı Uzmanı Ömer Yoluk, bu konuda şu bilgileri verdi:

Sağlık turizmi son yılların yükselen yıldızı olarak hemen her sağlık kuruluşunun dikkatini çekiyor. Özellikle batı ülkelerine yönelik operasyonlarda çok ciddi karların söz konusu olduğu bu faaliyet alanını karşılamak için ülkemizin de ciddi bir potansiyeli mevcut. Pekiyi sağlık turizmi pazarlama etkinlikleri doğru yönetiliyor mu?

Maalesef hayır…

Türkiye’de esasında sağlık turizmi faaliyetleri için çıkarılmış bir kanun ve buna bağlı yönetmelikler mevcut. Devlet açık açık bu faaliyetleri destekliyor. Ancak hala sektörde illegal iş sürdürmeye çalışan oyuncular mevcut. Hatta belki de bu oyuncular sektörün genelini kapsıyor. Aslında milyarlarca dolarlık bir pazar, küçük oyuncuların basit oyunları ile bir ölçüde heba ediliyor.

Sağlık turizmi yapmak, birkaç boyutu ile kanuni formata dahil edilebiliyor. Bunlardan birisi sağlık turizmi acentesi kurmaktır. Ancak acentelerin sağlık kuruluşu olmaması gerekiyor. Yani bunlar birer turizm acentesi olarak çalışıyor ve sağlık kuruluşlarına hakkaniyet ölçeğinde yurtdışından hasta temin ediyor.

Bir başka yöntem ise doğrudan turizm faaliyeti olmasa dahi, hekimlerin ve sağlık kuruluşlarının faaliyetlerini yurtdışına tanıtması olarak tanımlanabilir. Bu yöntemle sağlık bakanlığının belirlediği kanuni standartlarda yabancı dillerde yayın yapılabiliyor ve hedef ülke için yasa dışı sayılmayan SEO pazarlaması yapılabiliyor. Reklam faaliyetlerine girişilmeden, sadece hizmet tanıtımı yaparak, yurtdışındaki hastanın kendi inisiyatifi ile Türkiye’ye gelmesi ve o hekimden hizmet almasında ise herhangi bir kanun dışılık söz konusu değil.

Ancak sağlık sektöründe reklam yasaktır. Yani sağlık kuruluşları ve hekimler ticari işletmeler gibi reklam yapamazlar. Bu durumda hekimlerin ve sağlık kuruluşlarının yurtdışından hasta bulabilmek için seçebilecekleri tek yol; efektif bir dijital pazarlama ağı kurmak olarak karşımıza çıkıyor. Elbette aynı yola sağlık turizmi acenteleri de başvurabiliyor.

Dijital Pazarlama İle Avrupa’dan Hasta Bulunabilir mi?

Dijital pazarlama ile hasta bulmak, bugün kullanılan yegane ve en etkili yöntemdir. Düşünelim ki, Almanya’da yaşayan bir hastaya erişmek istediniz. Bunun için oraya gidip, pazarlama yapamazsınız. Zaten orada da, bizde olduğu gibi reklam yapmanız mümkün değildir. Yani bu hastalara, reklam dışı yollardan erişmelisiniz. Tabii bu noktada pazarlama operasyonları maliyetlerine de dikkat etmek gerekir.

Almanya’da sahada fiziksel pazarlama yapabilecek olsanız dahi, bunun maliyetleri oldukça yüksek olacaktır. Bir ekip kurmalı; seyahat, konaklama ve pazarlama etkinliklerini finanse etmelisiniz. Bu durumda 5 hanenin altına düşmeyen pazarlama maliyetleri, Euro bazında sizi bekliyor olacaktır. Çok daha önemlisi, bu etkinlikler devam etmediği sürece maliyet her kampanya için yinelenecektir. Elbette bu marjinal bir maliyet olur ve elde edilecek karın neredeyse tamamını ilgili ülkede pazarlama yaparken yok eder.

Dijital pazarlama ise herhangi bir kanuni riski olmamakla birlikte, ilgili ülkeye gitmeyi gerektirmez. Yapılacak pazarlama yatırımı, elde edilecek karın çok gerisinde iken, sürekli olacak olsa dahi, yatırımın 10-30 katını kar haline getirebilir. Üstelik bu pazarlama etkinlikleri, birçok hedef ülkeye yayılıp, tercih edilirse tüm dünyayı dahi kapsayabilir. Açıkça ifade etmek gerekirse, bu yöntem dışında yurtdışından hasta bulmak, karşı biçimde sağlık turizmi yapabilmek mümkün olmayacaktır. İşte bu sebeple, bilhassa dijital pazarlama için bütçe ayırmak, sağlık turizmi yapan işletmeler için bir zorunluluktur.

Dijital Pazarlama ile Hasta Nasıl Bulunur?

Dijital pazarlama ile aslında kuruluşlar hastaları bulmaz, hastalar kuruluşları bulur. Kuruluşlar oluşturdukları web sitelerine hedef ülkelerde yapılan arama motoru kullanıcılarını çekerek, onlara doyurucu bilgileri verir ve hastanın o hekimi veya sağlık kuruluşunu tercih etmesi dolaylı olarak sağlanmış olur. Ancak bu kendiliğinden oluşan bir süreç değildir. SEO ismini verdiğimiz bir uygulamanın gerçekleştirilmesi gerekir. Arama Motoru Optimizasyonu olarak bildiğimiz bu uygulamalar sayesinde, hedef ülkelerde sağlık kuruluşunun verdiği hizmetlerle ilgili yapılan aramalarda ön sıralarda çıkabilmek mümkündür.

Tabii SEO, özellikle sağlık turizmi ve uluslar arası uygulamalar olduğunda ciddi bir çalışma süreci olarak kabul edilmelidir. Lokal arama sonuçlarında bir siteyi ön sıralara çıkarmak ile farklı dillerde bu uygulamaları gerçekleştirmek oldukça farklıdır. Bu konuda alanının uzmanı kişiler ve kuruluşlar seçilmesi hayati öneme sahiptir. Çünkü bu uygulamalar neticesinde hem Google tarafında, hem de ilgili ülkede regülasyonların ihlal edilmemesi gereklidir. Tabii sağlık kuruluşunun Türkiye’de olması nedeniyle buradaki kanunlara harfiyen uyması gereklidir.

Buradan bakıldığında bu uygulamaların sorumluluk alan kişi veya kuruluşlarca yapılmasının önemli anlaşılabilir. Ucuz SEO hizmeti almaya çalışırken, kuruluşlar Google tarafından cezaya muhatap edilebileceği gibi, hedef ülkelerde engellenebilirler.

Dijital pazarlama alanında sağlık kuruluşları ve acentelerin bütçe ayırmasını tavsiye ettiğim alanların bir diğeri ise sosyal medya platformlarıdır. İlgili ülkenin dillinde sosyal medya yönetimi yapılarak, daha fazla kullanıcıya anlık olarak erişilebilir. Bu uygulamalar aynı zamanda SEO’yu da destekler ve uzun vadede oldukça güçlü bir zemin elde edilmesini sağlar.

Son olarak video platformlarının etkisine de değinmek gerekir. Hastalıklar ve tedavilerini anlatan, ilgili ülke dillerinde hazırlanacak videolar, doğrudan ve oldukça yüksek miktarlarda hastaya erişebilmek anlamına gelir.

Bütün bu süreçler birer maliyet olduğuna göre; sağlık turizmi yapmak isteyen merkezlerin de bu maliyetleri bütçelemeleri gereklidir. Tekrar altını çizmek gerekirse, tüm dijital pazarlama araçları en yoğun biçimde kullanıldığında dahi, fiziksel pazarlamanın çok gerisinde bir maliyet ortaya çıkar. Kesin bir şekilde ifade edebiliriz ki, dijital pazarlama için yapılacak her birim harcama en az 10 misli karı ortaya çıkarabilir. Buradan da son sorumuz olan ne kadar bütçe ayrılmalıdır? Sorusunu cevaplamış oluyoruz. Kuruluş ne kadar bütçe ayırırsa, o kadar pazara hakim olacağından, buna kendisi karar verebilir.

Ömer Yoluk Kimdir ?

2013 yılında Koç Üniversitesinde başladığı çift anadal programı kapsamında, Ekonomi ve Uluslararası İlişkiler eğitimi aldı.  2016 yılında yine aynı okulda  Sosyoloji ve Tarih Bölümlerinde iki yan dal eğitimi daha aldı.Çeşitli uluslararası dijital projelerde çalışan Ömer Yoluk Ortadoğu ve Avrupa’daki markalara veri tabanlı dijital pazarlama danışmanlığı hizmeti sunuyor.

İletişim:

Web: omeryoluk.com
Mail: iletisim@omeryoluk.com

Kategoriler Ekonomi
Yorumlar